Gri kutular ve hayatın (acı) gerçekleri – Tuğba Işık
Dec 30, 2016

http://vipluxsalon.com/?post_type=cpt_service Gri kutular ve hayatın (acı) gerçekleri

written by Tuğba
in category General

Bundan birkaç sene önce UX dediğinizde “Hani kullanıcı deneyimi var ya…” diye açıklamanız gerekirdi. Ne olduğunu bilenler için bile UX ancak tasarımın taslağı gri kutulardan ibaretti. Bugün içinden dijital geçen herhangi bir toplantıda UX’i cümle içinde kullanmayan, “UX açısından söylüyorum” diyerek şahsi tercihini sağlam temellere oturtmayanımız kalmadı. Epey bilinçlendik.

Ancak bu bilinçlenmeye rağmen hala UX’i gri kutular olarak algılamaya devam ettik. İşin kötüsü, tasarımcılar olarak bizler de, ne kadar kızsak, gücensek ya da gülüp geçsek de, bizden beklenen gri kutuların cazibesine kapılıp günün sonunda aynı yanılgıya düştük. Sabah bilgisayarı açıp Dribbble ya da Behance’e girince havalı gri kutulara bakıp “El alem yapıyor!” dedik. Aynı anda müşteriden, patrondan, developerlardan, yani sorumlu tutabileceğimiz kim varsa hepsinden şikayet etmeye başlayıp, kariyerimizin önünü kapattıkları için sitem ettik.

Sonra aynı insanlar gelip, bizden gri kutular dışında bir şeyler istediğinde ise title’ımızın savunucusuna dönüşüp “Bu benim işim değil” diye onurlu bir mücadeleye tutuştuk (belki de bu gerçekten bizim işimiz değildi, sadece yapacak başka kimse olmadığından ve olaya en hakim kişi biz olduğumuzdan bizden istemişlerdi ama fark etmez, bugün dik durmazsak yarın kim bilir daha neler isterlerdi).

Her ne kadar biz diğer işleri elimizin tersiyle itip, havalı gri kutulara iç geçirsek de, bunlar gerçek hayatta ancak iş görüşmesinde portfolyomuzu sorduklarında işimize yarayacaktı (belki bir iki de freelance düşürürdü kim bilir). Gün gelip o imrendiğimiz işi aldığımızda ise (free ya da free olmayan), bizden beklenen havalı bir portfolyodan çok daha fazlası olacaktı.

 

Peki neydi bu beklentilere şekil verecek olan faktörler:

http://elfacres.com/gallery/dscf0040/ Çalıştığımız iş yerinin odağı ne? Gerçekten kendi dijital ürünü olan bir firma mı, yoksa başkaları için dijital çözümler mi üretiyor? Bir fikir, bir tasarım satarak işin tüccarlığını mı yapıyoruz, yoksa sık sorulan sorulardaki cevabın kalitesine kadar bizden mi soruluyor? Buna göre ne detayda çalışmamız gerekiyor?

Kimin için tasarlıyoruz? Patron için mi? Müşteri için mi? Onay mercii için mi, yoksa işi yapacak insanlar için mi? Tasarımcı, developer, test kullanıcısı… Hepsi birden? Ya da belki de çeşitli kombinasyonları? Şık ve ikna etmelik bir çalışma mı bekleniyor bizden, yoksa sistemin nasıl çalışacağını detaylı anlatan bir dokümantasyon mu? Kurşun kalemle A4’e karalayacağımız taslaklar iş görecek mi, yoksa tasarımı yansıtacak pixel perfect bir çalışma mı bekleniyor?

Kullanıcı deneyiminin şirket içindeki konumlandırması ne? Sadece tasarıma ve frontend ekibine yol göstermemiz mi bekleniyor? Yoksa stratejinin bir parçası mıyız? Projenin sponsorları ile birebir çalışma fırsatımız olacak mı, yoksa sadece bizden istenenleri temiz bir şekilde teslim eden “iş yapıcı” mı olacağız?

Ürün ya da hizmet hakkında söz sahibi miyiz? Ürün ve süreçler hakkında söz sahibi miyiz? Deneyim tanımımız sadece arayüz seviyesinde mi yoksa son kullanıcıya temas eden tüm kanallardaki deneyimin kalitesi bizden mi soruluyor?

Ve son olarak, kimlerle çalışıyoruz? Sadece tasarımcı ve frontend developer mı muhatabımız? Bilgi mimarı, etkileşim tasarımcısı, iş analisti, kullanıcı araştırmacısı, proje yöneticisi, ürün sahibi, metin yazarı, içerik yöneticisi, marka stratejisti, dijital pazarlama uzmanı var mı? Ki istesek de istemesek de, bu listede yer alıp da ekipte yer almayan her bir iş gayrı resmi de olsa bizim iş tanımımıza eklenecektir.

 

Elbette “benim işim değil” diyerek gri kutularımızla mutlu yaşantımıza dönme şansımız hep var. Ancak kimine göre ne yazık ki, kimine göre ne mutlu ki, işin ve çağın gereklilikleri bizi kendi title kutumuzdan çıkmaya zorluyor. Geleceğin tasarım işleri olarak tahmin edilen aşağıdaki iş tanımları ise kendimizi neye hazırlamamız gerektiği konusunda ufak bir ipucu :

  • Business designer / Service designer (çoktan hayatımıza girdiler bile)
  • Intelligent system / environment designer
  • Emotional systems architect
  • Data designer
  • Conversation designer
  • IOT orchestrator

Tek yapmamız gerekense, gri kutularımızın rahatlığına (rehavetine) kapılmayıp, kariyerimize ilerleyerek devam edebilmek için değişime, gelişime ve yeni şeyler öğrenmeye hazır olmak.

 

 

KAYNAKLAR:

  • A Project Guide to UX Design: For user experience designers in the field or in the making, Russ Unger and Carolyn Chandler
  • How to Keep Your Design Job in the Next 5 Years, Peter Burnham & David Hindman